‘Çölde Uyuyan Sır’ ve Lilith’in Gizemi

Çölde Uyuyan Sır, eski Mısır söylencelerini İslam ezoterizmiyle çok iyi harmanlayan bir kurgu – roman. Kitap, ölümsüzlüğü arayan bir halife, bir kumandan, eski Mısır’ın kadim lanetlerinden kurtulmaya çalışan bir Firavun ve tanrısının sesini takip eden bir peygamberin birbirine örülen hikayesine odaklanıyor.

Bütün bu hikaye ise, birbirine örülen korkunç ve unutulmuş gizemler etrafında gelişiyor. Bu gizemlerden en ilginçlerinden biri Lilith ve laneti hakkında, diğeri ise antik Mısır mitolojisinde kaynak bulan ve İbrani tasavvufunda izi sürülebilen Allah’ın Gizli Adı efsanesi. (Hikayenin ilk versiyonunda İsis Ra’nın adını, kurduğu tuzak sayesinde bizzat kendisinden öğrenmiştir.)

Öyleyse hikayeler arasında dolaşmaya başlayalım:

Çölde Uyuyan Sır

Hikaye, Howard Carter’ın yeni bir firavun mezarı (Akheneton’a ait olan mezar) bulmasıyla başlar. Bir laneti uyandırmış olabileceğinden şüphelenen arkeolog, esrarlı el yazmalarına ulaşır ve hikayeler ile gerçeklik arasındaki sınırın kaybolduğu noktaya yakınlaşır.

Okuyucu arkeoloğun tarihi araştırmaya başladığı bugünden başlayarak, önce ihtiraslı bir Halife’nin aradığı gizli ilmi ve bulduklarınının hikayesini, bunun ardından ise Mısır tanrılarını terk eden firavun Akheneton’un hikayesini kat eder. (Romanda, burada ele alamayacağımız ve bu hikayeleri birbirine bağlayan başka hikaye katmanları ve anlatıcılar da mevcut.)

Halife’nin Hikayesi

İslam halifesi muzaffer kumandanını Mısır’ın derinliklerindeki bir kaleyi fethetmeye gönderir, fakat ondan istediği fetihle sınırlı değildir. Onun asıl hedefi, yaptırdığı görkemli caminin en şatafatlı yerine Allah’ın gizli adını yazdırmak ve bu tılsımın verdiği güçle ölümsüzlüğe ulaşmak, yani tanrı olmaktır.

Ancak olaylar bununla sınırlı kalmaz. Kumandanın cariyesinden yayılan gizem, halifenin kız kardeşi dahil pek çok masumu ölümle yüz yüze getirir. Bunun üzerine halife, kumandanın en büyük açmaza düşmesi için, onu kendi kızı ile sınar.

(Lilith İbrani mitolojisine göre her zaman Adem’le Havva’nın çocuklarına musallat olmuştur. Bu mücadele ise, Lilith Adem’in üstünlüğünü kabul etmediğinden ve ona itaat etmediğinden başlamıştır. Fakat ilk kanı döken Lilith değildi, Lilith Adem’den kaçtığında 100 kadar çocuğu olmuş, melekler Adem’e dönene kadar her gün bir çocuğunu öldüreceklerini söylemiş ve bu tehditi yerine getirmişlerdir de. Bunun üzerine Lilith de Adem’in çocuklarını öldürmeye başlar.)

Kumandan kötülüğün nereden yayıldığını öğrendiğinde tek bir çaresi kalır: Kadim Mısır şehirlerine ve tapınaklarına dönüp ölümsüzlüğün sırrını halife için öğrenmek. Kumandan, yolculuğunda hem cariyesinin sırrını, hem de Lilith’in kim olduğunu ve kudretini öğrenir. Geri döndüğünde halifeye ve hasta kız kardeşine ölümsüzlüğü verebilecek durumdadır artık, ama beklemedikleri ve tercih etmeyecekleri bir şekilde.

Akheneton’un Sırrı

Akheneton tarihte kendi tanrılarını reddeden firavun olarak bilinir. Bazı yorumcular, onun bir peygamber tarafından yönlendirilmiş / vezirliği yapılmış olabileceğini söylerken, bazıları bizzat peygamber olduğundan kuşkulanır. İlginç bir hükümdardır, kendisini korkulacak birisi olarak değil, çocuklarını seven bir baba olarak temsil ettirmiştir.

Daha da ilginç olan ise, Akheneton’un mumyası üzerinde yapılan çalışmalarda, firavunun bedensel bir bozuklukla ortaya çıkan kalıtsal bir hastalığa sahip olduğunun görülmesidir. Kendi yaşadığı dönemde dinlerini terk ettiği Mısırlı rahiplerin, bunu Ra’nın ve diğer Mısır tanrılarının bir laneti olarak gördüklerini tahmin edebiliriz.

Akheneton ve ailesi.
Akheneton’un ailesi ile birlikte gösterildiği kabartma.

Akheneton’u kitabın hikayesine bağlayan ise Lilith’tir. Çünkü Lilith, halifenin ve kumandanın yaşamına dokunduğu gibi, binlerce yıl önce yaşamış Akheneton’un çırpınışlarına da dokunmuştur. Gizemli bir kadın eski Mısır’ın başkentini kasıp kavurur ve laneti hiç beklenmedik bir noktaya getirir. İşte lanet, tam bu noktada iki hikayeyi bağlar. Çünkü iki hikayenin de hem zehiri hem de panzehiri aynıdır: Halifenin şehrini kasıp kavuran lanet, Akheneton’un şehrini ve hatta atası Osiris’i de yakıp yıkmıştır.

Lilith ve İsis

Klasik anlatıya göre Seth’in saldırdığı Osiris’i hayata döndüren ve kurtaran tanrıça İsis’dir. ‘Çölde Uyuyan Sır’daki anlatım ise farklı ve orjinaldir: Buna göre Osiris’e yapılan saldırıyı planlayan aslında Seth değil İsis’dir. İsis, Seth’i kullanarak bir komplo hazırlar ve Osiris’i öldürüp bedenini parçalatır. Ardından büyünün tamamlanması için bedenini Mısır’ın dört bir yanına gönderir ve sonra onu bir araya getirir.

Bunun ardından Osiris’i meleklerden öğrendiği Allah’ın gizli adı’nın sihir gücüyle diriltir İsis ve ona ölümsüzlüğü bahşeder. Fakat Osiris’in ölümsüzlüğü, artık İsis’in ölümsüzlüğüdür. Çünkü İsis onun eti ile beslenerek sonsuz yaşama ulaşır. İşte İsis’in Lilith’e dönüşümü bu şekilde olur. (Burada Lilith’in ölümsüzlüğü kazanmasıyla ilgili de özgün bir yorumla karşı karşıyayız. Oysa İbrani mitolojisine göre Lilith, Adem’le Havva cennetten kovulmadan ve ölümle cezalandırılmadan önce cennetten çıktığı için, bizatihi ölümsüzdür.)

Kitaba göre firavunların üstündeki lanet de budur. Çünkü Osiris ve onun soyundan gelenlerin eti, yiyeni ölümsüz kılan bir büyüye sahiptir. Bu sırrı saklayan rahipler, yıllarca firavunların etini yiyerek ölümsüzlüğün bekçiliğini yaparlar. Rahiplerin bunu firavunlara ve Mısırlılara sonsuz yaşam vaad ederek yapmaları ise asıl ironidir.

Hikayenin çarpıcılığı, işte bu yer değiştirmeden gelir. Bu yer değiştirme inandırıcıdır çünkü Lilith efsanelerinin anarşizmi ile uyuşur. Lilith, tarihsel süreçte pagan anlatılardan ataerkil dini hikayelere sızmış ve belki ötekileştiren ve eril dile hapsolan dişil enerjinin isyanını, belki de heterodoks yaklaşımların dini hikayelerin dikeyliğine bir isyanını ifade etmiştir. Her halükarda, Lilith gizemli bir hikaye kahramanıdır.

Lilith’in gizemi / İnsan’ın gizemi

Hikayenin gücü, Lilith’in hem hastalık hem de şifa olmasından ve bu labirentin çıkışsızlığından geliyor. Bu etki belki de, insanın da hayatta hem soru, hem de cevap olmasıyla birleşiyor. Hem doğru, hem de yanlış insanla birlikte var olur çünkü. Hakikate, yani Alethia’ya, Işık’a sadece insan duyarlı hale gelebilir. Fakat bu duyarlılık için ışığın yanında karanlık da gereklidir. Belki de bu yüzden girer hikayelere Lilith.

(Not: Kadim Mısır ve hermetizm ile ilgili bir diğer yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.)

“‘Çölde Uyuyan Sır’ ve Lilith’in Gizemi” için 5 cevap

  1. […] Çeşitli hikayelerde, Akheneton ile Musa’nın ilişkisi de yorumlanmıştır. Örneğin ‘Çölde Uyuyan Sır’ romanında, Musa Akheneton’un prensliği döneminde firavunun vezirliğini yapmış bir kahraman olarak görülür. Musa bu hikayede genç prens Akheneton’un akıl hocası olarak görünür ve Akheneton’un firavunluğu döneminde Mısır tanrılarına ve dinine yapacağı başkaldırıya, öğretileri ile etkide bulunmuştur. (Hikayede ayrıca Akheneton Musa’nın kızı ile evlenmiştir, ancak daha sonra bu kızın Musa’dan çok Lilith ile ilişkili olduğu ortaya çıkacaktır.) Bu kitap ile ilgili yazım için: ‘Çölde Uyuyan Sır ve Lilith’in Gizemi’ […]

    Beğen

  2. […] Bazı kadim hikayelerde cinlerin annesi olarak geçen Lilith, binlerce yıldır pek çok Kültürde loğusaların en büyük korkusudur. Bu yüzden pek çok Kültürde loğusalar gece yalnız bırakılmaz, bazı toplumlarda gece çocuk bezleri çamaşır ipine asılmaz çünkü Lilith’in bunları görüp geleceği ve çocuğu öldüreceğinden korkulur. (Lilith ile ilgili diğer yazım için –şuraya bakabilirsiniz.) […]

    Beğen

Cinler ve Paranormal Olayların Psikopatolojisi – Depresyon ve Edebiyat için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: