Constant’ın New Babylon’u ve Göçebe Düşünce

Sanatçı Constant Nieuwenhuys’ın New Babylon‘u, tüm insanların mesaiden özgürleştiği ve tüm zamanlarını yaratıcı üretim ve boş zaman aktivitesine ayırdıkları bir ütopyadır. Bu dünyanın yaratıcı insanı göçebedir ve hem kendisini hem de dünyayı sürekli yeniden keşfeder.

New Babylon‘da, insanlar artık emeklerini satmak için bir yerde kalmak zorunda olmadıkları için, sürekli gönüllü göçebeler olarak yaşarlar. Artık dünya, megastrüktürler ile kolayca gezilebilen ve özgürce iskan edilebilen bir yerdir. Bu özgür dünyanın özgür insanı Homo Ludens, tüm vaktini yaratıcılık için ayırabilecektir Constant‘a göre. Bu ütopyada yaratıcılık ile göçmenliğin iç içe geçmiş olması düşündürücüdür. Deleuze ve Guattari’nin göçebe düşünce fikri aklımıza gelir bu noktada.

Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir, bu yazıda bir kere daha tartışalım. Hatta şöyle de sorabiliriz: çok gezen mi yoksa çok okuyan mı daha yaratıcıdır?

Homo economicus’tan Homo ludens’e

Homo sapiens’in, modern dönemde homo economicus’a dönüştüğünü savunur Constant. Yabancılaşma, insanı emeğinden başlayarak tüm dünyadan soyutlamıştır. Artık ne mesai saatleri, ne boş vakitler özgürdür: Çünkü emekçiler boş zamanlarında da tüketiciler olarak modern toplumun ekonomik katılımcılarıdır ve tüketim toplumunun paradigması içindedirler.

Bu döngüden kurtulmanın tek yolu ise tam bir özgürleşmedir. Bu yüzden Constant, New Babylon‘da dünyadaki tüm üretim sisteminin otomasyonla gerçekleştirildiğini ve bu durumun bireylere çok büyük bir özgürleşme sağladığını hayal eder. Bu iyimser resim, teknolojinin insanın insanı daha verimli sömürmesi yerine, insanın daha iyi yaşaması için kullanılabileceği gibi iyimser bir kabule dayanır.

Ortaya çıkan, eşitlikçi, özgür ve göçebe bir toplumdur. Çünkü mesaiden ve işten özgürleşen insan, yaşamsal güçlerini kendini geliştirmek için kullanmaya başlar. Yabancılaşmanın yerini kendini gerçekleştirme alacaktır bu ütopyada. Constant’ın projesinin jeneratörü yaratıcılık ve sanattır. Bu yeni dünyada herkes seyyah, kaşif ve sanatçıdır.

Constant’ın New Babylon’a ilişkin çizimleri.

New Babylon

New Babylon için Constant sanatçı arkadaşları ile birlikte çeşitli maketler ve çizimler içeren kapsamlı bir proje üretir. New Babylon’da özgürce kullanıcı tarafından şekillendirilebilecek mega strüktürlerde barınır yeni insan.

Bu mekanlar, hem esnek ve yeniden şekillendirilebilir, hem de oldukça zengindir. Çizimlerde insanlar birbiri ile çok çeşitli ilişkiler kurar, şehri üç boyutlu olarak deneyimler ve neredeyse şehir boyunda dans ederler. New Babylon’da mimari, bu dünyanın insani gibi sürprizlerle dolu, değişken ve heyecanlıdır.

Bu çizimlerde, özgürleşen bireyin mekanı nasıl özgürce deneyimleyeceğine ilişkin fikir vermeye ve insanları heyecanlandırmaya çalışır Constant. Homo Ludens kaşiftir ve sürekli değişen ve yeniden organize olan mekansal şartların dünyasına bir çağrıdır.

Derinlemesine düşündüğümüzde bu projede göçebeliğe bir övgü buluruz. Peki bu hamle neden gereklidir Constant’a göre? Göçebelik bu yeni ve özgür dünyada neden tercih edilmeli? Homo ludens neden gönüllü göçmendir?

Göçebelik ve Yaratıcılık

Çok gezen mi daha çok bilir çok okuyan mı sorusuna, birinci şıkkı seçerek cevap verirdi herhalde Constant. Zira o özgür insanın sürekli yeni olanaklara açık oluşunu ve kendisini yeniden keşfedişini, farklı mekanlar ve sahneleri deneyimlemesi ile paralel olarak ele almıştı.

New Babylon’da, hiçbir mekan iki kere yaşanmaz. Çünkü yaşam hiçbir zaman kendisini tekrar etmez. Sürekli değişen ve kendisini yeniden ifade eden yaratıcı özne, sürekli yeninin peşinden koşacaktır Constant’a göre. O hem dünyanın hem de kendisinin kaşifidir.

Bu ütopyasın ismi de sanatçının ve hayalinin yönünü ve amaçlarını bize anımsatır. Constant, uygarlıkla yaratıcı bireyin çatışmasını bitirmek için, özgür ruhların mabedi olacak bir uygarlığın çağrısını yapmaktadır New Babylon‘da.

Babylon miti, insanlığın kavimlere ve dillere ayrılmadan önce bir arada yaşadığı bir altın çağı anlatır. İnsanlar Babylon’da hep birlikte yüksek ve heybetli bir kule inşaa ediyorlardı. İnsanların göğe ulaşacağını korkan Tanrılar, insanlara farklı diller vererek bu birliği bozar. Artık birbirini anlayamayan ve kavimlere bölünen insanlar, ortak uğraşlarından vazgeçmek zorunda kalır.

Constant’ın Babylon’unda ise insan göğe çok daha yakındır, çünkü artık gerçekten özgürdür. Bu yönüyle New Babylon, insanlığa sürekli ve bitmeyen bir çağrı olarak görülebilir: Yabancılaşmdan özgürleşme ve yaratıcılığa…

Göçebe Düşünce ve Yaratıcılık

Deleuze ve Guattari’nin göçebe düşünce fikri de, işte bu izi takip eder. Deleuze, kriz durumlarında kişilerin göçebeleşebileceğini ve bu göçebelik eğer bir süreliğine de olsa kişinin kendini evinde hissettiği bir alana dönüşürse; göçebelerin düşüncelerinin de göçebeleşebileceğini söyler. Burada göçebe düşünce kavramının sunanileceği fırsat, yerleşik düşünce kalıplarını sorgulanmasını sağlayacak bir düşünce hamlesini gerçekleştirilmesidir.

Düşünce göçebeleştiğinde, her zamankinden değişken, kırılgan ve hassas olmaya başlar. Bu özellikler, insanın yaratıcılığına da bir giriş fırsatı sunabilir. Bu hamle Felsefe ve düşüncenin özgürleştirici bir özellik kazanması için ayrıca önemlidir.

Sonuç olarak, hem Constant’ın New Babylon’unda, hem de Deleuze’un göçebe düşünce kavramında yaratıcılık ile göçebelik arasında güçlü bir ilişki kurulduğunu söyleyebiliriz. Buradan hareketle göçebelik ve yaratıcılık arasında bir ilişki olduğu iddia edilebilir.

“Constant’ın New Babylon’u ve Göçebe Düşünce” için bir cevap

Mülteci sorunu ve Kozmopolitizm – Minerva'nın Baykuşu için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: