Meditasyon bir insanın hayatını ne kadar değiştirebilir?

Meditasyon, bir hayata en fazla ne katabilir? Bir kapı mı aralar bize, yoksa hayatımızı değiştirebilir mi?

Yoga ve Zen’in bir sektör yaratmış olduğu da muhakkak günümüzde. Kimsenin ekmeğine mani olmayalım. Ama Kadim doğu öğretisinde, meditasyon sadece spor ve zihinsel rahatlama ile sınırlı mıydı gerçekten? Bu kadar satılabilir ve huzur verici miydi bu yol? Yoksa güçlüklerle dolu bir arayış mıydı?

Meditasyon hem katılımcı için, hem meditasyonu öğreten – pazarlayan için son derece faydalı ve öngörülebilir. Kendimize yönelik farkındalığımızı arttırdığı, duygu ve fikirler ile baş etme tekniklerimizi geliştirdiği de bir gerçek. Ama böyle güvenli bir tekniğin, tek başına bir hayatı değiştireceğini düşünmek en iyi ihtimalle naiflik değil mi?

Bu sorulara nasıl cevap vereceğimiz, asıl sorunuz olan meditasyonun bir hayatı değiştirip değiştiremeyeceği sorusuna vereceğimiz cevabı da belirleyecek.

Zen nedir?

Bu sorulara cevap aramak için önce Zen’in ne olduğuna bakalım. Budizmin ve Taoculuğun içinde doğup serpilen Zen, bir tür uzakdoğu felsefesi. Fakat burada sadece bir bilgiler toplamında değil, bir yaşam tarzından bahsediyoruz.

‘Zen, andan ana atlamamak, an’da yaşamak, aynı zamanda an’ı yargılamamak demektir.’ Böyle tanımladığımızda, daha anlaşılır oluyor. Çünkü Zen’in en temel öğretilerinden bir tanesi, endişe ve korkularımıza kapılıp oluş’un dışına savrulmamak. Bu anlamda, bu yönüyle Zen’in budizm dışındaki pek çok öğreti ile benzerlik taşıdığı ve belki de onlara ilham verdiği söylenebilir.

‘Günün birinde bir keşiş Zen Ustası Joshu’ya sormuş. ‘Zen nedir? Öğret bana.’ Bunun üstüne ‘Kahvaltı ettin mi diye sormuş Usta, ‘Evet, Usta’ demiş keşiş.’ ‘Öyleyse’ demiş Joshu, ‘Git çanağını Yıka.’

Meutes & Bossert, Gündelik Yaşamda Zen

Meditatatif durum nedir?

Zazen, Zen öğretisinde meditasyon durumuna geçerken kullanılan oturuştur. En önemli özelliği ise basitliğidir, oturur ve sakinleşmeye çalışır kişi. Sakince ve dik şekilde oturup nefesimizi saydığımızda; olanı, sürekli aklımıza gelen düşünceleri ve kendimizi kabul etmeye başladığımızda meditasyondayızdır.

Fakat meditasyon sadece bunlardan ibaret midir? Bir ritüel midir yoksa bir ruhsal zihinsel durum mudur?

Zen, bundan fazlasını ister bizden. Çünkü meditasyon, Zen’in başlangıcı olduğu gibi, aynı zamanda onun sonu ve nihai halidir. Bunun sebebi, Zen bilgeliğinin bizi an’a, oluşa, beklenmedik olanı beklemeye davetidir. Bunun ilk uygulaması ise meditasyondur.

Meditasyon, meditatif zihne ve ruha davettir. Meditatif zihin, şimdide kalabilen, toplumun öğretilerini ve kültürel yapıları sorgulamış, tüm değerleri yeniden değerlendiren bir oluş halidir. Bu halde, dünya her an yeniden yaratılmış gibidir. Tüm zenginliği ve canlılığıyla hep orada olan büyük ve kutsal Yaşam.

Beklenmeyeni bekleyebilmek

Böylece Zen’le ilgili en büyük çelişkiye geliyoruz. Mükemmel farkındalık, mümkün olsa bile, aynı zamanda amaçsızlık ve hedefsizlik olacaktır. Eğer böyleyse, bu noktaya ulaşma amacıyla yol alan kişinin bir amacının olması, mantıksız değil midir?

Aslında bu çelişki Zen üstadlarının gözlerinin önündeydi. ‘Zen’de, meditasyon ve diğer pratiklerle uyanışın gerçekleşmesi arasında bir fark yoktur. Çünkü Zen’in kendisi bir araç değildir. Zen ancak amaçsız olduğunda kendine yeten bir sonsuz şimdi yaşamı olabilir.’ (Watts, Zen Yolu)

Aklında bir sonuç olduğu halde uygulamalara girişmek bir gözün uygulamada, bir diğerinin sonda olması demektir ki bu da samimiyet ve konsantrasyon eksikliği manasına gelecektir.

Watts, Zen Yolu

O halde bu açmazın farkında olunarak Zen yolunda ilerlenebilir ancak.

İnsan Zen’i Buda olmak için uygulamaz, insan Zen’i zaten en baştan beri kendisi bir Buda olduğu için uygular, ve işte bu asıl gerçekleştirmedir.

Watts, Zen Yolu

Sonuç: Meditasyon neyi değiştirebilir?

Sonuç olarak, meditasyonun spor düzeyinde yaşamımıza katılmasının, tüm faydalarına rağmen yaşamımızda ancak sınırlı bir değişiklik gerçekleştirebileceğini kabuk etmek gerekir. Zen ile hayatımızı değiştirebileceğimiz inancı naif olabilir. Fakat insan yaşamı her gün değişiyorsa, neden küçük değişimlere odaklanmayalım?

Benim kendi deneyimimde meditasyonun pek çok faydasını gördüm. Meditasyonu düzenli hale getirdiğim dönemler, çok daha az endişeli oluyor ya da endişelerimle daha iyi baş edebiliyorum. Ayrıca meditasyon zihne hakim olma yeteneğini ve odaklanma gücünü de arttırıyor. En önemlisi de kötü – olumsuz duyguları yönetebilmek ya da azaltabilmek.

Öyleyse çok daha gerçekçi ve pratik yaklaşmak gerekir Zen bilgeliğine. Üstelik meditatif zihne ulaşmanın tek yolu meditasyon olmayabilir. Zen içerisinde, bu bilgeliğin uygulandığı ok atma sanatı, uzak doğu dövüşleri, sanatsal uygulamalar gibi pek çok farklı uygulama da mevcut ve belki de bu yüzden ortaya çıktılar.

Ama yollar bunlarla da sınırlı olmayabilir. Kendisini mentor olarak kabul ettiğim ve Zen konusunda bilgili bir yakın arkadaşım, bir gün durup dururken senin aşık olman lazım, artık bunlarla ilerleyemezsin demişti. O gün anlayamamıştım ama şimdi çok daha iyi anlıyorum. Meditatif bir zihne ulaşmak için yaşamı dönüştürecek ve daha canlı kılacak, aşk gibi bir zelzeleden daha iyisi olabilir mi?

Not: Zen ile ilgili diğer yazım için şuraya bakabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: