Spinoza’dan aşkı nasıl arıtacağımızı öğrenebilir miyiz?

Tutkulu ve romantik aşkın bir büyüsü olduğu muhakkak, özellikle de içerisinde olan için. Öyle ki kişinin bu duygulanımın içerisinde aşık olduğu kişi ya da şeye karşı bile körleşmesi, bencilleşmesi ve hırçınlaşması olağan. Öyleyse kitapların ve şarkıların en yüksek payeyi verdiği aşk bile bir hafiflikten bir ağırlığa ve hastalığa dönüşebiliyor.

Sorun nerede? Biz aşk ile kişinin doğal olarak verici, diğerkam ve iyi olacağını umarken, duyguların köleliği nasıl oluyor da insanları uçuruma sürüklüyor? Aşk nasıl olur da kişinin kendi yaşamını zehirler? Yanlış sevgi alışkanlıkları mı geliştiriyoruz? Yoksa çağın önerdiği değerleri, en başta da bencilliğimizi mi aşamıyoruz?

Bu yazıda, Andre Comte-Sponville‘nin Aşk, Cinsellik ve Ölüm kitabındaki aşk üzerine düşünümlerinden hareket ederek bu sorular üzerine düşünmeye çalışalım. Bu tartışma Platon‘un Şölen‘inden hareket edip Spinozacı arzu ve sevgi konseptlerini takip edecek.

Platon’un Şölen’i ve Arzu

Platon‘un Şölen‘i Aşk üzerine yazılmış en güzel kitaplardandır. Şölen‘de Sokrates’in de dahil olduğu bir içki meclisinde aşkın yani Eros’u konuşulmasına karar verilir. Herkes en güzel kelimelerle över Eros’u yani aşkı. Fakat Sokrates hakikatten yana tavır alacaktır.

Sokrates, Eros’un mutlu ve kendine yeten bir tanrı olmadığını iddia eder. Eros, arzudur ve avcıdır: Güzeli tanır ve ona tuzaklar kurar, doğası gereği güzele yönelir ama kendisi güzel değildir. Bu yüzden de insanın aşkın ve arzunun peşindeki çaresizliğiniz bir metaforudur Eros.

Platoncu aşk, aşığı peşinden çaresizce sürükler. Burada çare, ancak aşığın güzele ilişkin algısını ve tasavvurunu geliştirmesidir: Platon insanların gençliklerinde bedenlere ve geçici olgulara aşık olmalarının doğal olduğunu, ancak güzeli tanıyan ve ruhen gelişkin ve gebe olan ruhların, giderek güzel olan şeylerden güzelliğin kendisine yöneleceklerini söyler.

Şölen bize aşk için arzunun dışında bir yol sunmaz. Arzu ise doğası gereği oyuncu olduğundan, insan için gizemli olmayı sürdürür. Platonun manevi önerileri ise en azından ikili ilişkiler açısından erişimimiz dışındadır ve bize aşkın arıtılması için bir yol göstermez.

Spinoza’da Arzu ve Sevgi

Spinoza‘nın Ethica‘sı ise duygular ve bizi sürükledikleri kölelik üzerine yazılmış en soğukkanlı kitaplardan birisi. Spinoza‘nın hedefi, insanın mümkün olduğunca dış nedenlerin ve bunlarla ilişkili duygulanımların etkisinden kurtularak özgürleşmesidir. Ona göre ancak bu şekilde edilginlikten etkinliğe geçebiliriz.

Spinoza sevinç kavramını, insanı daha etken ve güçlü yapan şeylere yönelmesi olarak anlar. Bu durumda sevginin formülü açıktır: Sevgi bir dış nedenle ilişkili bir sevinçtir ve bizi bu dış nedenle daha çok iliskilenmeye çağırır. Bu çağrı ise olsa olsa güçlerimizin artmasını amaçlar. Buna göre ancak iki kişi de birbirinin sevincini arttırdıklarında bir sevgililik bağı mümkün olabilir. Aşk ancak karşılıklı bir ilişkide kişiler birbirlerinin yaşama sevinçlerini arttırıyorlarsa, birbirlerini arıtıyorlarsa ve birbirilerini yeniden birlikte inşa ediyorlarsa anlamlıdır. Bunun dışındaki ilişkilenmeler, böyle bir bağın bozulmuş halleri olabilir ancak.

Peki nasıl olur da Spinoza, aşkı Platon‘dan farklı olarak arzunun umutsuz bir koşuşturmacası olarak görmez? Çünkü bu iki düşünürün arzu kavramlari farklıdır. Spinoza‘da Arzu, iştahtır ve yaşama iradesi – içgüdüsü (conactus) ile ilişkilidir. Bu bakımdan umutsuz değil yaşamsal bir çabadır. Platon‘un ise arzuyu bitimsiz ve insanı susuz bırakan bir çağrı olarak ele aldığını görmüştük. Yani Platon‘da Arzu insanın kendisini arıtılması ve en yüksek iyiye ulaşması için bir çağrı ve heyecanken, Spinozacı Arzu bir çokluk olan kişinin yaşama güçlerini ve sevincini arttırması için sahip olduğu bir içgüdüdür.

Erostan Philia’ya

Comte-Sponville kitabında (Cinsellik, Aşk ve Ölüm) temel olarak aşkların evlilikle ya da uzun süreli ilişkilerle nasıl çıkmaza sürüklediklerini ve aşıkların nasıl kalıcı ve sürekli bir birlik oluşturamayıp umutsuzluk ve ayrılığa sürüklendiklerini tartışır.

Comte-Sponville‘in tespiti, Platoncu Eros’un yani tutkulu aşkın bir ömrü olduğunun kesinlikle kabul edilmesidir. Bu kabul edildiğinde, aşıkların tutkunun ertesinde, karşılıklı saygı ve güvene dayanan başka bir iliskilenme biçimini geliştirebilecelerini iddia eder. Philia, Yunanlıların böylesi dostluk ve aşklar için kullandıkları sevgi kavramıdır ve Sponville bu kavramı tutkulu aşkın ardından çiftlerin birbirlerine karşı geliştirecekleri karşılıklı saygıya, sevgiye, emeğe dayalı bir sevginin karşılığı olarak ortaya koymak ister.

Sponville bizi, Eros’un kısa görüşünün ötesine çağırır. Spinoza‘nın sevinç modelini izleyerek, kişilerin karşılıklı güçlerini arttıracakları, birbirlerine sürekli bir emek verecekleri, cesaret ve saygıya dayalı bir ilişki modeli önerir.

Spinozacı Aşk

Biz bu modeli, kendi sorularımızı tartışmak için de kullanabiliriz. Nasıl olur da aşk hafif ve narin olur? Tutkular nasıl aşığın gözünü karartmaz? Sevdiğimizin mutluluğunu kendi tatminlerimizden ayırarak isteyebilir miyiz?

Spinoza bize bu modeli sunabilir. Değil mi ki Spinozacı birlik ve dostluk anlayışı, kişilerin bir araya gelerek erdemli ve birbirlerine faydalı olacak ilişki ve durumları arttırmalarına dayanır. Spinoza’da amaç hep faydalı karşılaşmaları organize etmektir. İki kişinin birlikte bunu daha kolay yapacağı ise açıktır.

… diyelim ki aynı tabiatta iki kişi birleşseler, onlar her birinin ayrı ayrı olduğu zamandan iki defa daha kuvvetli bir kişi olurlar, öyle ise insana insandan faydalı bir şey yoktur; insanları diyorum, hepsinin her şeyde bütün Ruhları ve Bedenleriyle sanki tek bir Ruh ve Beden olacakmış gibi uyuşmalarından ve hepsinin birden varlıklarını korumaya çalışmalarından daha iyi, varlıklarını korumak için isteyecekleri bir şey yoktur…

Spinoza, Etika, IV-s.213

Evet, sevilene ulaşılamaması elbet bir keder yaratır. Ancak bu keder bile o nesneden vazgeçilmesi için faydalıdır. Ancak Spinoza modelinde sevgi nesnesine kör kütük tutularak onu sahiplenme isteğinin yeri yoktur. Zira sevilen kişinin vereceği en yüksek değer olan sevinç, ancak özgür iki insanın ilişkisinde ortaya çıkar.

Bu yüzden tek kişinin yankısı olan, yaşama ve karşısındakine, dolayısı ile de kendisine karşı kör olan bir sevginin sevgiden çok keder ve öfkeye yakın olduğu ise açıktır. Oysa sevgi, doğru işleyişinde en önemli erdemdir çünkü bizzat yaşamın güçlerini arttırır.

Sonuç: Sevgi ve aşkı arıtmak

Sonuç olarak, aşk ve sevgi gibi en yüce duyguların bile bazı durumlarda yarardan çok zarar getirebileceğini görmüş olduk. Öyleyse erdem dışında hiçbir şey kendiliğinden iyi olmadığı gibi, duyguların da saf iyi olmadıklarını kabul etmeliyiz.

Öyleyse hepimiz, nasıl sevdiğimiz, sevdiğimize nasıl yaklaştığımız üzerine düşünmek zorundayız. Bu tefekkürü yaparsak, umulur ki aşkın ağır ve hastalıklı türlerinden daha hafif ve narin türlerine doğru yol alabiliriz.

Tartışmamızda, Platon’un arzunun sürekliliğini ve sonsuz gücüne dayanan aşk modelindense, Spinoza’nın yaşamın güçlerini karşılıklı olarak arttırmaya ve yaşamı ortak bir sevinç haline getirmeyi öneren aşk modelinin bu sıçrama için bir fırsat sunabileceğini gördük.

Tabii bu geçiş bir anda olmayacak. Üstelik aşk ve tutkunun içindeysek, bu tartışmanın bize o an için bir faydası olmayacağını söylemek ancak dürüstlük olabilir. Aşkın pek çok zararı ve tehlikesi olsa da, pek çok potansiyeli de olduğu açık. Yine de tutkunun içinde olsak bile, yaşama sevincimizi arttırmamıza yol açabilecek yolları aramaya çalışmalıyız. Umulur ki aşkımız daha hafif ve daha özgür, daha az kölece olur bu emeği verirsek.

“Spinoza’dan aşkı nasıl arıtacağımızı öğrenebilir miyiz?” için bir cevap

Ruth Martin Eden’i neden sevmedi? – Modern Baykuş için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: