Seçme özgürlüğü ve Örtülü seçim

Özgürlüğün önemli bir kısmını, seçme özgürlüğü oluşturur: Peki ya seçimlerimizin bir kısmını örtülü olarak yapıyorsak ama bu seçimlerin yine de farkındaysak? Öyleyse bu yazıda, insan sorumluluğunu kabaca düşündüğümüzden daha geniş olarak düşünmeye çalışacağız.

Peki bu iddiaya / kanıya nereden varırız? Örneğin sürüklendiğimiz bir psikolojik – duygusal açmazda, giderek kapana kısıldığımızda ve bu kapanı son dakikada fark ettiğimizde: Kendimizi bu açmaza sürükleyecek seçimleri yapmadık mı? Aşık olduk örneğin, gece uyumadan önce ısrarla onu düşünmedik, umutlarımızı hiç gerek yokken bir insana bağlamadık mı? Tek bir umut kalana dek diğer umutları yok etmedik mi?

Ya da bir ilişkiyi sürekli bilinçsizce aşındırırken, o ilişkiden bilinçsiz de olsa kurtulmaya çalışmadık mı? Böyle sürekli bir eylemin bilinçli olmadığını nasıl söyleyebiliriz? Öyleyse biz bilinci çok türev ve keyfi bir farkındalık türü için kullanıyoruz. O halde ona neden ihtiyacımız olsun? Neden özgür irade gibi bir kavrama ihtiyacımız olsun?

Arzu ve farkındalığın örtülüşü

Biz arzu söz konusu olduğunda, oyuncu bir alanda olduğumuzu zaten biliriz. Ama bu oyunun çapı hakkında bir fikrimiz olmayabilir. Çünkü arzu hem kaçırır, hem kovalar. Hem açar, hem de örter. Her seçim bir vazgeçiş olduğu gibi, her arzu lifi ve düğümü de bir savrulmadır ve aynı zamanda perspektifte bir değişimdir.

Bu yüzden arzunun etkisi altında, seçtiğimizin farkında olmadan onu seçebiliriz. Aslında bu çok doğaldır, çünkü arzu farkındalığın biraz da tersidir. Farkında olmadan birisine duygularımızla çekilmeye başlarız. Burası doğaldır. Ancak bu yöneliş bize açıklığını, arzunun kıvrımlarını takip etmemiz oranında örtülü bile kalabilir. Yani birisini, onu sevdiğimizi bilmeden bile sevebiliriz. O zaman onu ancak kaybettiğimizde anlayacağız sevdiğimizi. Arzunun bu düzeyde gözümüzü örtebilmesini patolojik bulabilirsiniz, ancak yelpazenin bu bölgesi bile arzunun normali içindedir.

Kaç(a)mamayı seçmek

Bazı durumlarda ise, tam tersine, birisine doğru yönelmeyi bilincimizden saklayarak yürütürüz. Herhangi bir şekilde yasaklanmış bir aşk olabilir bu, ya da karşımızdaki kişinin uzaklığından dolayı yeterince umudumuz yoktur ve duygularımızı kendi mantığımızdan gizlemek zorunda kalmışızdır. Duygu yeterince güçlenmeden, mantığın karşısına çıkamaz. Yeterince güçlendiğinde ise artık çok geçtir.

Öyleyse bu insanın kendisine karşı oynadığı bir oyun. Ve her oyun gibi heyecanlı bir ruhu kendisine çağıracak. Bu çağrıyı duymayı bile biz sevmedik mi? Evet, karşımızdaki ile benzerliğimizden, farklılığımızdan ya da çekimin kaynaklarindan habersiz olabiliriz, bunlar yaşamdır. Ama iki kişinin karşi karşıya geleceği yola çıkarken o yola çıkmayı seçmedik ve sevmedik mi?

Eğer ilk görüşte aşık olduysak, ilk görüşte aşık olmayı seçmedik mi? Şöyle söyleyelim: En azından ilk bakışta aşık olacak bir insan haline gelmeyi seçmedik mi ve bu insan haline gelmedik mi?

Sonuç: Farkındalığın türevi olarak seçim

Hepimiz bilinçsiz olarak ya da farklı bilinçsizlik düzeylerinde her gün binlerce seçim yaparız. Çayımıza şeker koyup koymamak gibi önemsiz bir konu üzerinde ne kadar dururuz ki örneğin? Peki insan ilişkileriyle ilgili aldığımız bir sürü karar, şeker konusundan neden daha önemli olsun bizim için?

Dikkatli olmak gerekiyor: İstediğimiz hiç istemediğimiz bir şekilde gerçekleşebilir ya da bizi hiç istemediğimiz bir yere götürebilir. Bu her halükarda bir maceradır tabii, fakat her defasında benzer örüntüleri takip etmek yerine yeni maceralara atılabilmek için, biraz da farkındalık gerekir.

Öyle görünüyor ki, bizler pek çok seçimimizi bilinçsiz yaptığımız gibi, pek çok bilinçsiz görünen seçimimizi de bilinçli olarak yapıyoruz. Bu durumda bilinçli sıfatı, seçimin içeriğinin ve sonuçlarının, yani yöneldiği stratejinin kişinin kendine açıklığını/kapalılığını ifade ettiğini söylemek gerekiyor. Kişi bir seçim yaptığını fark etmeye hazırsa fark eder. Hatta ve hatta, kişinin bir seçim yaptığını fark etmeyi seçebileceğini dahi söyleyebiliriz. Ne de olsa alışkanlıklarımız da önceki seçimlerimize dayanır.

Sonuç olarak insanın kendi hayatına dair genel bir uyku ya da uyanıklık durumunu da seçebileceğini söyleyebiliriz. Bu genel seçim, diğer seçimlerimizi de etkiler. En nihayetinde hiç kimse hiçbir konuda tamamen masum degildir, hiçbir konuda tamamen suçlu olmadığımzı gibi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s