Satantango anı nasıl sonsuzca genişletiyor?

Bela Tarr‘ın 7 saatlik filmi Satantango, bir köy ahalisinin içinde oldukları mekan, zaman ve toplumdan uzaklaşma ve birbirlerinden kurtulma çabalarını anlatıyor. Tabii ki bunu başaramıyorlar: Kurtulamaya çalıştıkları bataklık, onlar debelendikçe onları içine çekiyor. Çünkü bazı insanlar, kaçmaktan başka çare bulamazlar, kaçmak arkalarındakini de önlerindekini de daha kötü hale getirse bile.

Satantango, şimdi’lerin sonsuzca sünüp uzamasından ve kendisinden kaçmaya çalışan herkesi tek tek avlamasını anlatıyor sanki. Filmin kalbindeki tango sahnesi, hem meyhanenin içindekileri hem dışındakileri, hem insanın içindekileri hem dışındakileri çok ağır bir ritimle titreştiriyor.

Yasanın yani ortaklığın bozulması

Filmin ilk kısmı boyunca köylülerin ortak çabalarının karşılığı olan gelirin pay edilmesi genel bir konu olarak ortadadır. Çiftliğin bazı üyeleri, bu geliri kendileri için alıkoyup yeni bir hayata başlamayı düşünmektedir. Ancak planları öngörülemeyen gelişmelerle bozulur.

Aslında belki şu soru sorulmalı: Çiftlikte gerçek bir ortaklık var mıdır? Çiftliğin tüm üyeleri, birbirlerini çıkarları gereği aldatırken, aynı zamanda birbirlerine kendilerinin en zayıf halini sunarak da hem kendilerini hem birbirlerini aldatmıyorlar mıdır? Ortak dünyalarının yozlaşmasına birlikte izin vermemişler midir?

Tüm bu sorular, köye ansızın dönen ve öldüğü sanılan iki karekterin ağır ithamları ile ve intihar eden bir çocuğun trajedisi ile gündeme gelir. Satantango,’nun kalbinde, bu intihar ve şeytanla yapılan sürekli dans vardır.

İnsanın çürümesi olarak günah

İlimiras, köylülerin aslında birbirlerine ve çiftliğe karşı değil, kendilerine karşı günah işlediklerini söyler. Burada günah, insanın hevasına teslim olması ve erdemi kollayamamasidir. Bu filmde de, Bela Tarr‘ın Kahrozat (bknz Kahrozat ile ilgili yazımız için..) filmindeki insanın hayvanlasması temasının izlerini takip edebiliriz.

Trajik ölümün ardından, kanun kaçağı olan ancak köylülerin kendisini büyücü olarak adlandırıp saygı duydukları İlimiras, köylüleri yeni bir hayata davet eder: Yeni bir çiftliğe yerleşmek için yola çıkan köylüler, içinde oldukları mekan ve zamandan kurtulmak için son umutları olan kurtarıcıya / lidere bel bağlarlar. Ama anların sonsuz genişliğinden onları hiç kimse kurtaramayacaktır.

Kurtuluş ve lanet

İlimiras, onları vaad edilmiş topraklara götüremez. Kurtarıcıları çiftlikle ilgili hiç var olmamış planların bürokrasi yüzünden ilerlemediğini söyler onlara ve hala onu takip edeceklerse bir süre şehirde yaşamaları gerektiğini söyler. Her birini bir iş ve eve yerleştirir ve yeni bir yaşamın kurulması umudunu canlı tutmalarını, onlara ulaşacağını söyler.

Ayrılıkları sırasında, onlara umut verdiği için üç kağıtçı kurtarıcılarına bağlılıklarını ve saygılarımı sunar köylüler. İlimiras’ın bir düzenbaz olduğu, polis için çalıştığı ve köylüleri polise fişlediği filmde açıkça gösterilir. Dahası köylüleri kendisinin yahut polisin bazı tehlikeli / kanlı eylemleri için kullanacağı de sezdirilir.

Yine de kurtarıcının yalancı olduğunu kesinkes söyleyebilir miyiz? Kurtarıcıları onlara yüce amacı, kurtuluşu vaad eder, ancak ona her birinin kendi günahından kurtularak ulaşabileceklerini de söylemez mi? Evet, onların içindeki kaygıdan beslenen zayıf kurtuluş ümidini harlar, ancak buna köylüler ihtiyaç duymamışlar mıydı?

Kurtarıcının manipüle ettiği, ümidin sonsuz kaynağı aynı zamanda yaşamın da kaynağıdır. O yüzden Satantango’nun kurtarıcısının boş vaadlerinin olsa olsa bir totoloji olduğunu söyleyebiliriz . Kurtarıcı sadece duymak istediklerini söyler köylülere. Köylüler de zaten içlerindeki büyük mahkemeden kurtulmak için bu sirke katılmak istemiyorlar mıdır? Herkes mutluysa neden birisi yalancı olsun bu alışverişte?

Kutsal ve yalnızlık

Filmin bize acı çeken insanlar ve bir yalancı peygamber sunması, filmin sezdirmeye çalıştığı ve kısmen uyandırdığı farklı kutsallık hissi ve önerisi ile uyum sağlıyor. Filmdeki en dürüst iki karakter ,yalancı peygamber ve onun mucizesi haline gelen ve onun gelişinden hemen önce intihar eden küçük kız çocuğudur. Kız çocuğu, son gecesinde Satantango‘nun yapıldığı meyhanesi pencereden izler ve karanlıklara karışır.

Yalancı peygamberimiz çiftliği terk ederken, kızın intihar ettiği ve yoğun sis içindeki izbeleliğin önünde diz çöker. Sise mi saygı gösteriyordur yoksa masumiyete mi, burası yine seyircinin tercihine kalır. Kutsal olanın bu rastlantısallığı ve muğlaklığı, Bela Tarr‘ın sürekli karşımıza çıkardığı bir izlektir. Ve belki de harika sekanslari ile birlikte onu en çok Tarkovsky‘e bağlayan işarettir.

Film, çan sesleri ile başladığı gibi çan sesleri ile birer. Doktor, hastaneden dönmüş ve brendisini alıp koltuğuna oturmuştur. Günlüğüne yazmaya başladığında, can seslerini duyar ve sesleri takip ederek bizi köyde son bir tura çıkarır. Doktor herkesi dehşete düşüren çan seslerinin kaynağını bulduğunda, bir kez daha kutsalla koşullu olanın yer değiştirmesini ve arasındaki gerilimi görürüz.

Anlar sonsuzca genişleyebildiği için kutsal onun içine sığmamaktadir. Satantango‘da, ne kadar çaba harcarlarsa harcasınlar, şimdinin gücünden ne yalanlara kanmak isteyen, ne yalan söyleyen, ne çürüyen, ne intihar eden kaçamaz. Belki de bu kaçamama halinin yarımlığıdır insanı insan yapan ve ona kutsal, günah, kurtuluş gibi kelimeleri veren.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: