Ezel neden intikam almamalıydı?

Efsane türk dizilerinden Ezel, yoğun dramatik yapısıyla insanı hem etkiliyor hem de yoruyor. (Bu etkiyi arttıran biraz da dizinin hikayesindeki her boşluğun racon repliklerle doldurulmuş olması.) Üstelik bu yoğun dramatik yapı, izleyicinin haksızlığa uğramışlık ve intikam gibi negatif ve güçlü duygularını tetikliyor. Bu duygulanımlar, Ezel’i nasıl köşeye sıkıştırmıştı? Aynı duygulanımlar seyirciyi nasıl etkiliyor?

Ezel benzerleri olan Kurtlar Vadisi ve Deli Yürek’e nazaran çok daha modern ve şehirli olsa bile, sinema açısından güçlü teknik özelliklerine ve kalitesine rağmen, (tabii senaryosunun Kurtlar Vadisi’nin gerisinde kaldığını kabul etmeliyiz) kanımca kendine özgü başka bir tehlike barındırıyor: Ezel toplumsal alanda hınç duygusunun gelişimini destekliyor. Bu yazıda bu konu üzerine düşünmek istiyorum. Ve Niçe’nin resentiment kavramının bu düşüncenin yolunu açacağını sanıyorum.

Ezel neden ihanete uğradı?

Dizinin hikayesi, daha sonra Ezel’e dönüşecek olan masum Ömer’in, en yakın arkadaşları ve sevgilisi tarafından ihanete uğraması ile başlar. Arkadaşları bir kumarhaneyi soyar ve tüm suçu Ömer’in üzerine yıkar.

Ömer’se intikamını alabilmek için masumiyeti bir yana bırakır. Eski kabadayı Ramiz, hapishanede ona tüm bildiklerini ve en çok da intikamın yolunu öğretir. Ömer’in yeni babası, ona yeni bir yasa ve yeni bir dil sunacaktır. Ama Ezel, savaşmak için içine girdiği yasanın kendi dünyasını da tamamen değiştireceğini bilmez.

Bu yol, basit değildir. Çünkü Ezel uzun soluklu bir intikam almayı seçmiştir. Yeni bir yüzle eski arkadaşlarının çevresine girer ve oyununu oynamaya başlar. (Hikayenin bu kısmı, Kurtlar Vadisi ile benzerlik gösterir. – Kurtlar Vadisi ile ilgili yazım için bakabilirsiniz. ) Bu oyun, onun içerisinden çıktığı masumiyetle ilişkisini tamamen ortadan kaldırır.

İşte tam da burada Ezel’in / Ömer’in içinde olduğu temel açmazı görürüz: Ezel masum olduğu için, saf ve temiz olduğu, adil olduğu için, Ömer olduğu için ihanete uğramıştır. Dünya bazen kötü bir yer olduğu için ihanete uğramıştır. Fakat bu ihanet onun hayatını o kadar çok değiştirir ki, bu ihanete sarılmadan yaşamını sürdüremez. Ve intikam yaşamının temel motifi oluverir.

İntikam motifi, onu kime dönüştürecektir? Arkadaşlarının onu dönüştürdüğü kişiye. Yani intikam süreci, aslında Ömer’in dönüştürüldüğü kişiyi kabullenme sürecine dönüşür. Dışarıdan bir etki almış ve buna tepki vermek zorunda kalmıştır. Bir sıçrama yapmadığı sürece bu bataklıktan kurtulma şansı yoktu.

Ezel’in Seçimi

Ömer aslında ilk ihanete uğradığı için Ezel olmaz, bu olaya karşı intikam almayı seçtiği için Ezel olur. Bu da aslında onu arkadaşlarının ittiği bir bataklıkta debelenmesinden farksızdır. Daha doğrusu arkadaşlarının onu içerisine çektiği tuzağa düşmesidir bu durum.

Yani Ezel, bu hikayenin başında mağdur ve pasif görünse de, hikayenin devamında kendi seçimlerinin sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır. Yani Ezel’i kendisi haline getiren, aslında ona ihanet eden arkadaşları değil, kendisidir. Bu, onun ihanetle baş etme biçimidir.

Bunu en iyi, Ezel’in kendisini kardeşine tanıttığı sahnede görürüz. Kardeşi sen o değilsin der ve Ömer’in ne kadar geride kaldığını fark eder Ezel o anda. O artık başka birisine dönüşmüştür. Öfke doludur ve adaleti sağlamak için, evrenseli sağlamak için kötülük yapmayı, yani evrenseli ortadan kaldırmaya karar vermiştir. Bu çelişkiler, Ezel’i yiyip bitirir.

Toplumsal alanda intikam ve resentiment

Resentiment, toplumsal alanda etkili duygulanımlardan birisi. Temel olarak hınç, öfke gibi duygulanımlara denk düşen resentiment, toplumsal bir reflekstir. Niçe’nin önerdiği bu kavram, toplumsal kesimlerin birbirlerine yaklaşım tarzlarından birisidir ve aslında köle efendi diyalektiğine dayanır.

Hegel’in ele aldığı şekliyle köle efendi diyalektiği, yönetici ve yönetilen sınıfların ilişkisine bağlıdır. Hegel, yönetici sınıfın hayatını riske atabildiği için, yönetilen sınıfça tanındığını söyler. Güç, yaşamını riske atanındır yani yönetenindir.

Fakat bu ilişki, köle ile efendiyi birbirinden ayırdığı gibi, bir araya da getirir. Çünkü bunların ikisi diyalektik ilişki içindedir ve ikisi de kendini karşıdaki ile tanımlar. Bu ilişki sırasında kah biri, kah öteki daha bağımlıdır.

Niçe ise bu ilişkinin bir başka boyutuna odaklanır. Güç ile Hegel’den başka bir şeyi, yaşamsal gücü kast etse de, Niçe de bu ilişkiyi takip eder. Ancak analiz edeceği, bu sınıflar arasındaki duygulanım tarzı ve ilişkilenme biçimleridir.

Niçe, yönetilen sınıfların yönetene karşı gizli bir hınç duyduklarını söyler. Batı dünyasında bu hıncın izdüşümü hristiyan ahlakıdır Niçe’ye göre. Çünkü ezilenler, risk alan ve kendi yasalarını toplumun yasası kılanlara karşı kendilerini haklı çıkarmak isterler. İşte tam da bu çatışma anında, yani birbirini tanımayanların birbirlerini tanımama anında ortaya çıkar resentiment, yani hınç.

Biz Niçe’yi geride bırakalım. Nedir Ezel’i toplumumuza bağlayan? Birbirimizi anlamaktan kaçmamız mı? Birbirimizle anlamsız bir mücadele içinde olmamız mı? Yoksa kendimizden kaçmamız mı?

Cevap E) Hepsi. Sistematik olarak fakirleştirilen ve geleceksizleştirilen, anlamsız bir dünyanın kaybedeni olan ezilen kesimler, nasıl resentiment yani hınç içinde olmayabilir? Suçu birisine atmak zorundayızdır ve bu neden öteki olmasın? Ve günün sonunda nefret etmekten bile bıkmış bu insan, nasıl Ezel ile özdeşlik kurmayabilir?

Ezel’in Tehlikesi

İşte “Ezel’in Tehlikesi” diyeceğimiz şey budur: Hıncın meşrulaştırılması. Evet, hepimiz haklıyız, burada şaşıracak bir şey yok. Ama kayıplarımızı ve sahip olamadıklarımızı bile dışlaştıracak kadar haklı mıyız?

Kendi mutsuzluğumuzu başkalarına bağlayacak kadar rahat olmalı mıyız? Kendi günahlarımızı başkasının suçu yapacak kadar haklı mıyız? Ya da kendi masumiyetimizi başkasının suçu yapacak kadar?

Şöyle soralım: Ezel dizisinin önerdiği başka ne var? Ömer’e ihanet edenler onu yenmedi mi? Onun Ömerligini, adaletini elinden almadı mı? Ve Ömer’den geriye kalan ihanet edenlerden, hınç duyanlardan birisi olmadı mı? Öyleyse herkes herkesleşmedi mi bu hikayenin sonunda?

Sonuç: Haklılık ve nefret

Bu yazıda herkesin haklı çıkması da konumuzla çok uyumlu. Çünkü hakikat Niçe’nin söylediği gibi dişildir ve değişkendir. Bize teslim olduğunu sanırız ama aslında bizi teslim alır.

Ve içinde olduğumuz tünel çıkışsız olduğundan, bu tünelde hakikate şiddet uyguladığımız, ve evrensele, yani nihai ve zamansız olana şiddet uyguladığımızdan, artık Ömer olmamaya başladığımızdan haberimiz yok. Hepimiz gibi. İşte Ezel dizisinin önerdiği korkunç duyarsızlık budur. Ama dizinin bunu önerdiğini söylemek bile haksızlık, belki de bunu hergün her birimiz öneriyoruz. Ya da bununla baş edemiyoruz.

“Ezel neden intikam almamalıydı?” için bir cevap

  1. Diziyi izlememiş birisi olarak yazının dikkat çektiği fikre eklemek istediklerim var. Oyun teorisi diye bir teori var. O teori içerisinde yaşanan her şeye rağmen, yazıda bahsedilen “Ömer olmamaya başlayan kişiler” için “Ömer olarak kalmanın zorunluluğunu” anlatan bir denge var; Nash Dengesi. Hayat mücadelesinde insan olmanın bütün zayıflıklarına rağmen “Ömer olarak kalmanın” insanlık adına daha faydalı olduğunun, “Ömer olmaktan vazgeçip Ezel olmanın” ise günü kurtarmasına rağmen uzun vadede insanlık adına zararlı olduğunun altını çizen bir dengeden bahsediyoruz. Ömer’in kimlik değiştirerek kendisine ihanet edenlerin hayatlarına farklı bir karakter olarak girmesi de aslında bir aldatma değil midir? Yani aslında o da bir ihanet türü değil midir? Amacı ne olursa olsun bence bu da bir ihanettir. Eee o zaman Ömer de Nash dengesine göre aslında mücadele ettiği olguya askerlik eden biri haline gelerek Ezel oluyor ve dengeyi bozuyor.

    Dizide yakaladığınız bu detay, yazının sonunda dediğiniz gibi dizinin gerçekten önerdiği fikir olmayabilir. Zaten dizide hayatın bir kısmı ele alınıyor. Herkesin hayatı kendine özel detaylar barındırıyor ve hepimiz farklı farklı konularda Nash Dengesi’ni bozuyoruz. Aslında hepimiz kendi kimliklerimiz ile savaştığımız detaylara karşı mücadeleyi kaybedip, kendimizden uzaklaşıyor ve kendimizi de kaybediyoruz…

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: