Behzat Ç iyi bir dizi miydi?

Behzat Ç, efsane türk dizilerinden birisi. Peki dizi bu değeri hak ediyor mu gerçekten? Hak ediyorsa nasıl? Behzat Ç eğlencelik bir televizyon dizisi miydi sadece, yoksa hakikat, doğruluk ve adaletle ilgili bazı sorularla yüzleşmemiz için fırsat oluşturdu mu?

Gerek gerçekçi ve derinlikli karekterleri, gerek mizah tonu, gerek samimiyetiyle izleyicinin gönlünü kazanmıştı. Üstelik tüm bunlar aksiyon ve alışkın olmadığımız Ankara sokak kültürü ile birlikte sunuluyordu. Buraya kadarı eğlencelik bir dizinin tutması için yeterliydi. Fakat Behzat Ç bundan fazlasını yaptı mı? İçinde olduğu sektörü esnetecek bir önerisi var mıydı ? Yoksa bir ankara polisiyesi izlemekle mi yetinmeliyiz?

Behzat Ç politik olarak hangi avantaj ve dezavantajlara sahip? Seküler polisin karanlık dünyası ve şiddet eğilimlerini, hakikat arayışı ile nasıl yan yana koyacağız ? Üstelik dizinin senaryosu dramanın sınırlarını zorlarken.

Okumaya devam et “Behzat Ç iyi bir dizi miydi?”

Nasreddin hocanın oyunu kime?

Nasreddin hoca hikayeleri bizi nasıl şaşırtır? Fıkra kahramanları kah keyiflenirler, kah hüzünlenir Hoca ile karşılaştıktan sonra. Ama karşılaşma, her defasında şaşırtıcı ve içerisinde olunan dilsel bağlamı genişletici / esneticidir. Kahramanlar, bir şekilde üyesi oldukları kültürel kodların akışında bir kesinti durumunu yaşarlar.

Ben bu karşılaşma ve hikayelerin şaşaırtıcılığının, Nasreddin Hoca‘ya özgü bir hakikat anı’ndan kaynaklandığını düşünüyorum. Bu anı yakalamak için, öncelikle Hoca’nın oynadığı oyun üzerine düşünmek istiyorum.

Bu soruyu belirli bir Nasreddin hoca hikayesi üzerinden tartışacağız. Hikayemiz:

Hani vebalini de almış olmayayım, ben de elin yalancısıyım; sözde, Nasreddin Hoca‘nın karısı, daha üç ay demeden gebe istemiş. Doğrusu, Hoca şaşırmış, bir yaşına daha girmiş: ”Yahu, bizim bildiğimiz, kadın dediğin dokuz ayda doğurur; ayın, günün dolmadan nasıl olur bu ?” deyip de karısının yüzüne bakınca, hatun hiddetlenip kocasının üzerine yürümüş:

”Ne demek dokuz ay; bir hesap, kitap etsene! Ben sana varalı ne oldu, üç ay değil mi? Ya sen beni alalı? O da üç ay; etti mi altı ay!” deyince, Nasreddin Hoca‘nın el, sakalında kalmış:

”Hakkın var karıcığım, demiş; bu ince hesaplar benim aklıma gelmemişti!”

Nasreddin Hoca Fıkraları, der. Eflatun Cem Güney, s.
Okumaya devam et “Nasreddin hocanın oyunu kime?”