Depresyonu paranteze almak: Husserl ve Epoche

Husserl fotoğrafı.
(Husserl)

Depresyonu fenomenolojinin (Husserl‘in felsefesi) metodolojisini kullanarak paranteze almamız mümkün mü? Yunanca kavramla ifade edilince melankolinin korkup kaçmayacağı açık. Öyleyse ne kerameti vardır epoche denen şeyin? Paranteze almak ne demektir? Depresyonu nasıl etkisiz hale getireceğiz?

Bunların bir anda olup bitmeyeceği açıktır. Daha ziyade depresyonu erteleyecek ya da azaltacak tali araçları arıyoruz. Zira hayat anlardan oluştuğundan, bu küçük dokunuşların daha etkili olduğunu düşünüyorum. Zen bilgeliği ve hermetik gelenek de bizimle aynı fikirde bu yolda.

Okumaya devam et “Depresyonu paranteze almak: Husserl ve Epoche”

Sartre’ın Kavşağı: Özgürleşmek ya da nesneleşmek

Kaygı, Sartre‘da insan yaşamını felce uğratan özel bir durumdur. Kişi bu felce yakalandığında iki seçeneği vardır: Özgürlüğün cehennemini kabullenerek hiçlikle yüzleşmek ya da bir nesne gibi var olmayı seçmek. Bu kavşağın tehlikesi, özgürleşmek ya da nesneleşmek arasında tercih yapma zorunluluğudur. İnsan hangi seçimi yaparsa yapsın bu cehennemden kurtulamaz.

Okumaya devam et “Sartre’ın Kavşağı: Özgürleşmek ya da nesneleşmek”

Horus’un Gözü, Sonsuzluk ve Ölüm

Horus'un gözü simgesi.
Horus’un Gözü

Horus’un gözü, Mısır mitolojisinde vicdanı simgeler. Göz, yaşama son kez bakar, onu kutsar ve onu yargılar. Ölümle yüzleşir yaşamın son zerresi ve zamansızlığa nakşedilir.

Son bakışın dolayımı aşkındır. Bu bakış , belki kişinin Yaşam’a son bakışına, belki de ölümün yaşama bakışına denk düşer. Her halükarda, bu bakış sonsuz ve temsil edilemezdir. Horus’un ölümün dolayımı ile kutsala ulaşması ve evrensel vicdana dönüşmesi, varlığın ancak ölümün duyumsattığı kaygıyla duyumsanabileceğini söyleyen Heidegger felsefesi ile benzerlik gösterir.

Okumaya devam et “Horus’un Gözü, Sonsuzluk ve Ölüm”

Heidegger, kaygı ve depresyon üzerine

Heidegger (fotoğraf).

Heidegger’in kaygı kavramına atfettiği rolü anladığımızda, depresyonun ve melankolinin sadece bir hastalık değil, aynı zamanda bir fırsat ve imkan da olduğunu görürüz. Psikolojik rahatsızlıkları küçümsemek ya da olumlamak değil amacımız, fakat bunlar insana musallat olmuşlarsa insanın güçleri ve imkanlarıyla elbet bir ilişkilerinin olması gerekir. Üstelik Heidegger’e göre bu imkanlardan bazıları, insanın en asli yönleri ile ilişkilenecektir.

Çünkü Heidegger, epokhe’sini, yani önyargısız felsefi başlangıcını tam da kaygı, ölüm korkusu, kriz anları gibi alışılmışın dışına çıktığımız sınır durumlardan başlatır. Bu başlangıç, sadece felsefeye doğru başlangıcı sağlamaz, aynı zamanda varlık sorusunu sormamıza ve yaşamı anlamlandırmamıza da yol verecektir.

Okumaya devam et “Heidegger, kaygı ve depresyon üzerine”