Bojack Horseman ve sahte varoluşçuluk

Bojack Horseman, özgün karekterleri ve karanlık ama zengin mizah tonuyla Netflix yapımları arasında dikkat çekiyor. Özelikle de depresif bir ruh haline getireceği sarkastik ve nihilist açılımlarla bizi rahatlatıyor. Çünkü dizinin karekterleri ve hikayesi yoğun şekilde varoluşçu izlekler ve öğeler içeriyor.

Kendi adıma ben de dizinin tamamını keyifle izlediğimi söylemeliyim. Ama dizinin varoluşçu izlekler içerdiğini söylüyorsak, bu izleklerin dizide ne kadar varoluşçu düşünce dolayımında kaldığını ve bizi ne kadar varoluşçu bir sorgulamaya yönlendirdiğini sorgulamak zorundayız. Çünkü bir hikayenin yaşama ilişkin bir tartışmayı sürdürmesi ile o tartışmayı eğlence ve pazarlama için kullanması, bir anlamda meze haline getirmesi iki ayrı şeydir. Bojack Horseman bunlardan hangisini yapıyor?

Ve eğer Bojack Horseman‘in varoluşçu öğeler içeren bir entertainment ürünü olduğunu söyleyeceksek, burada varoluşçu tartışmayı sabote eden sadece yapımcı ya da Netflix mİ olacaktır? Bu sabotaj, varoluşçuluğun bazı kırılganlıklarını kullanıyorsa, varoluşçu düşünce bu noktada ne oranda tehlikeli oluyor bizim için ?

Bojack Horseman elbette insanın varoluşa (existenz) ilişkin bazı hassasiyetleri manipüle ediyor. Öyleyse burada pazarlama adına sahte bir varoluşçuluk yapıldığını mu söylemeliyiz? Bunu söylersek, varoluşçu düşüncenin bu manipülasyona açıklığı ile ilgili ne düşüneceğiz?

Okumaya devam et “Bojack Horseman ve sahte varoluşçuluk”

‘Trailer Park Boys’ ve Toplumun beklentilerinden sıyrılmak

Trailer Park Boys, Amerikan yapımı bir Netflix mizah dizisi. Ricky, Bubbles ve Julian’ın karavan parkındaki yaşamları, rezil ama aynı zamanda eğlencelidir. Başlarını bir türlü beladan kurtaramayan üçlü, sürekli hapisle sokaklar arasında mekik dokur, kendilerini eski sevgililerine ya da ev sahiplerine kabul ettirmeye çalışır ve sık sık rezil olurlar.

Bu diziyi izlemenin, benim gibi endişeli ve hırslı bir beyaz yakalı üzerinde her zaman rahatlatıcı etkisi oldu. Eğer siz de iş ya da okul bütün enerjinizi tükettikten sonra, biranızı açıp koltuğunuza uzanmak ve bu esnada sadece kaslarınızı değil, aynı zamanda toplumun baskı ve beklentilerinden yorulmuş zihninizi dinlendirmek istiyorsanız, bu dizi size göre olabilir. Yaşasın tembellik hakkı!

Okumaya devam et “‘Trailer Park Boys’ ve Toplumun beklentilerinden sıyrılmak”