Paranormal olaylar ve bilinçaltı

Paranormal deneyimler ve hikayelerin, bilinçaltı psikolojik mekanizmalar ile benzer bazı ôrüntülere sahip olduklarını iddia edeceğim bu yazıda. Bu iddiamı, bazı örnekler üzerinden ortaya koymaya çalışacağım.

Doğaüstü olaylar neden bilincin değil bilinçaltının izinden gider? Bilinçaltının muğlaklığı ve kontrolsüzlüğü ile doğaüstünün belirsizliği ve gizemi neden ilişkilenir? Cinler neden akıl ve zihinden kaçar?

Bu soruların nihai cevabını bulmak kolay olmayabilir. Ama bu ilişkinin izlerini incelersek, insana ilişkin bazı motiflerin takip edebiliriz. Bu izleri takip edebilirsek cin çarpması, nazar, büyü, beddua gibi inançsal fenomenlerin kaynaklarına ilişkin bir açıklık kazanabiliriz.

Okumaya devam et “Paranormal olaylar ve bilinçaltı”

Sevgilisi olan birisine aşık olmak

Evet, böyle bir durumun içindeydim, içindeyim ya da içinde olacağım. Zamanı açık bırakmak istiyorum ismim açık olduğundan. Bu durumun utanılacak bir yanı olduğunu düşünmüyorum. (Mükemmel bir durum olmamakla birlikte.) Birisine aşık olmak normal bir durumsa ve her duygumuzun bir karşılığı olması zorunlu değilse, bu durumda sadece sevdiğimiz kişinin – nesnenin bir başka sevdiği olması gerçeğini eklememiz gerekiyor. İç dünyamın çalkantılarına hoş geldiniz.

Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok fazla kararsız kaldım ama bloglarında içten yazılar paylaşan diğer sevgili yazarlar beni cesaretlendiriyor. Bu paylaşımı yapmak da bir tür tedavi olabilir. Eğer siz de benzer bir durumu yaşadınız ya da yaşayacaksanız, sizin için de bir tedaviye dönüşebilir belki okumak.

Okumaya devam et “Sevgilisi olan birisine aşık olmak”

Nasreddin hoca ile melankoliyi yenmek

Nasreddin hoca fıkra ve hikayelerindeki tasavvuf ve mizah ögeleri melankoli ve depresyonu geriletmemiz için bize yardımcı olabilir mi? Burada sadece mizahın gücünden değil, dünyanın düzenini yadsıyan bir sufinin ironi hamlesinden de yardım alacağız.

Şu klişeyi hepimiz duymuşuzdur: Nasreddin hoca hikayeleri ile güldürürken düşündürmektedir. Fakat bu nasıl bir düşünmeydi? Neyi düşünmeye, neleri sorgulamaya davet eder bizleri? Ve bu davet toplumun yargı, kabul ve beklentilerinden, hüsnü kuruntulardan, egomuzun sarsıntılarından bizi nasıl çekip çıkarabilir? Endişelerimizi nasıl hafifletebiliriz mizah ve ironiyle?

Hazırsak göle maya çalmaya başlayalım 🙂

Okumaya devam et “Nasreddin hoca ile melankoliyi yenmek”

Cinler mi insanı delirtir, delilik mi cinleri çağırır?

Longxiang Qian adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı

Kırsal kesimde zihinsel hastalık, majör depresyon ya da şizofreni benzeri ruhsal rahatsızlık geçirenlere cinler musallat olmuş diye yorum yapıldığını birkaç kere duymuştum. Bunu bizzat bir akrabamız da yaşadığında, konu üzerine düşünmeye kadar verdim. Merak ediyorum, cinlerin bu musallat olma durumundan haberleri var mıydı? Neden bu yorumu yapma gereği duymuştu ahali?

Deliliğin – akıl hastalığının anormalliği ile paranormalin ilişkilendirilmesi hakkında ne düşünmeliyiz? Ötekinin ve farklı olanın normalden dışlanması ve zayıf olanla araya mesafe koyulması mıdır burada söz konusu olan?

Peki ya öteki açısından durum nasıl görünür? Paranormal olan, normalin baskısından bir kaçış mıdır? Yoksa normal olmayan, yani çeşitli sebeplerle ötekileşen mi para-normale varır? Yani normal-de, toplumda bulamadıklarını para-normalde aramaya mı başlar umarsızca?

Her halükarda, korku, gizem ve gölgeler akıl ile değil duygular ile ilişkilenir. Benzer şekilde, paranormal hikayelerde bazı cinlerin insanların duygulanımlarını etkileyebileceği, sinir bozukluğu yaratabileceği, insanda nefret duygusu uyandırabileceği anlatılır. Böyle bir iddiayı çürütmek kolay olmasa da, bu iddianın kökenine yönelmeye çalışabiliriz onu anlamak için. İlk fark edeceğimiz, mitsel bir açıklama ile karşı karşıya olduğumuzdur.

Okumaya devam et “Cinler mi insanı delirtir, delilik mi cinleri çağırır?”

Cinler ve Paranormal Olayların Psikopatolojisi

Korku hikayeleri ve cinler

Cin hikayelerinin ve diğer paranormal deneyimlerin psikolojik yapısı hakkında düşünmeyi seviyorum. (Bir amatör olarak tabii.) Belki de korku hikayelerini sevdiğimden biraz da 🙂 Bu hikayelerin insan olma durumu ve hayal gücü ile ilgili çok fazla ipucu verdiğini sanıyorum.

Neden başka bir şey değil de, cinler üzerine düşüneceğiz? Çünkü korkunun, insanın en önemli duygulanımlarından birisi olduğunu düşünüyorum. Cin hikayeleri, dinsel inanç ve (karanlık korkusu gibi) ilkel korkularla da ilişkilendiğinden, toplumumuzdaki en önemli korku ögelerinden birisi olmalı. Pek çoğumuz bu hikayeleri bizi hizaya sokmaya çalışan anneannemizden ya da teyzemizden dinlemişizdir. Bazılarımızsa paranormal deneyimler yaşamış ya da en azından bir ruh çağırma seansına katılmış olabilir.

Okumaya devam et “Cinler ve Paranormal Olayların Psikopatolojisi”

Depresyonun Toplumsallığı

Depresyon gibi bireysel ve psikolojik bir fenomenin toplumsallığı üzerine düşünmek şaşırtıcı gelebilir. Fakat soğuk algınlığı gibi bir hastalığın ya da ekonomik fenomenlerin toplumsallığından söz edebiliyorsak, aynı zamanda psiko-sosyal alanı yok saymayacaksak bu konu üzerine düşünmek bizim için zorunlu olacak.

Üstelik çok kolay ölçülebilir fenomenler olabilir bunlar. Ama belki de nereye bakacağımızı bilmeliyiz.

Okumaya devam et “Depresyonun Toplumsallığı”

Neden depresyon ve edebiyat?

Bu site, kitaplarla esenliğe kavuşmaya çalışan bir okurun paylaşımlarını içerecektir. Bu paylaşımlar, kendi sıkıntı ve ihtiyaçlarımda temel bulmuş olsalar da, hepimizin insan olmanın kaygı ve endişelerini yaşamamız bakımından, ortak bir ritme ya da bir ritmin başlatıcısına dönüşebileceklerini umuyorum.

Psikolog olmadığımıza göre burada ne kendimize ne de başkalarına terapi yapamayacağız. Fakat sıkıntıları kabul etmek ve onlar üzerine düşünmek de bir şeydir değil mi? Bu en azından kendimize karşı dürüst bir tavır geliştirmemize yarayabilir. Bu dürüstlüğün bir gün farklı meyveler vermesi mümkün olabilir mi? Ahlat ya da portakal da olsa, tüm meyveler yaşamın korkunç ve güzel enerjisini içermiyorlar mı?

Okumaya devam et “Neden depresyon ve edebiyat?”