Kierkegaard’ın aşk hayatı ve fedakarlık

Kierkegaard portresi.

Kierkegaard, ünlü eseri Korku ve Titreme‘de İbrahim’in ‘feda‘ hamlesini takip eder ve bu hamlenin yüceliğini bizzat kendi yaşamı ile uygulamaya koyar: Kierkegaard sevdiği kadınla nişanlandığı halde nişanı bozar. Peki düşünür aşkını neden feda eder?

Kierkegaard kendisini, bir nevi Sokrates haline getirmiş ve Kopenhag sokaklarını mesken edinmişti. Babasından kendisine ulaşan laneti ise, belki de cümlelerinin parlaklığına eşlik eden gölgelerle karşılar. Bu gölgeler düşünürün yaşamını hem karartır hem de zenginleştirir. Belki de bu gölgeleri kabul etmesi de bir feda hamlesiydi.

Fakat en önemli feda hamlesini aşk hayatında gerçekleştirir Kierkegaard. Ancak İbrahim’in aksine, bir kadının kalbini kıran Kierkegaard feda hamlesinden sonra hiçbir şey kazanamaz. Yalnızlık dışında!

Okumaya devam et “Kierkegaard’ın aşk hayatı ve fedakarlık”

Bojack Horseman ve sahte varoluşçuluk

Bojack Horseman, özgün karekterleri ve karanlık ama zengin mizah tonuyla Netflix yapımları arasında dikkat çekiyor. Özelikle de depresif bir ruh haline getireceği sarkastik ve nihilist açılımlarla bizi rahatlatıyor. Çünkü dizinin karekterleri ve hikayesi yoğun şekilde varoluşçu izlekler ve öğeler içeriyor.

Kendi adıma ben de dizinin tamamını keyifle izlediğimi söylemeliyim. Ama dizinin varoluşçu izlekler içerdiğini söylüyorsak, bu izleklerin dizide ne kadar varoluşçu düşünce dolayımında kaldığını ve bizi ne kadar varoluşçu bir sorgulamaya yönlendirdiğini sorgulamak zorundayız. Çünkü bir hikayenin yaşama ilişkin bir tartışmayı sürdürmesi ile o tartışmayı eğlence ve pazarlama için kullanması, bir anlamda meze haline getirmesi iki ayrı şeydir. Bojack Horseman bunlardan hangisini yapıyor?

Ve eğer Bojack Horseman‘in varoluşçu öğeler içeren bir entertainment ürünü olduğunu söyleyeceksek, burada varoluşçu tartışmayı sabote eden sadece yapımcı ya da Netflix mİ olacaktır? Bu sabotaj, varoluşçuluğun bazı kırılganlıklarını kullanıyorsa, varoluşçu düşünce bu noktada ne oranda tehlikeli oluyor bizim için ?

Bojack Horseman elbette insanın varoluşa (existenz) ilişkin bazı hassasiyetleri manipüle ediyor. Öyleyse burada pazarlama adına sahte bir varoluşçuluk yapıldığını mu söylemeliyiz? Bunu söylersek, varoluşçu düşüncenin bu manipülasyona açıklığı ile ilgili ne düşüneceğiz?

Okumaya devam et “Bojack Horseman ve sahte varoluşçuluk”

Sartre’ın Kavşağı: Özgürleşmek ya da nesneleşmek

Kaygı, Sartre‘da insan yaşamını felce uğratan özel bir durumdur. Kişi bu felce yakalandığında iki seçeneği vardır: Özgürlüğün cehennemini kabullenerek hiçlikle yüzleşmek ya da bir nesne gibi var olmayı seçmek. Bu kavşağın tehlikesi, özgürleşmek ya da nesneleşmek arasında tercih yapma zorunluluğudur. İnsan hangi seçimi yaparsa yapsın bu cehennemden kurtulamaz.

Okumaya devam et “Sartre’ın Kavşağı: Özgürleşmek ya da nesneleşmek”